yolcu.gif (8757 bytes)

İÇİNDEKİLER

Yolcunun Heybesi

Yonttum....

Seyir Defteri

Hakan Albayrak

H.C

İzler

Nevzat ONMUŞ

Ahmet USTA

Yansımalar

Vedat Aydın

İdris Özyol

 

KAYITLARDAN SİLİNEN RÜYALAR

Can dostum Vuslat’a

Yıldızları birlikte seyrettiğimiz eylül akşamları ince bir sızı gibi giriyor kalbime. Kurbağa sesleri ve çakal ulumaları melodimiz olurdu bizim. Uzaktan karışırdı melodimize bekçinin düdük sesi. İçimizdeki ışığın göğe yansımasıydı Çobanyıldızı. Karakoyun çalan kavalın titreşimleriydi yüreğimizi saran. Yalnızlığımıza şahitlik ederdi ay dede. Kalbimizde kopan fırtınalar uçurumu olurdu delikanlı rüyaların. Birlikte ağlardık yağmur altında Gavurboğan’da. Kaç tavşan ürküttük biz öyle, kaç tilki numarası gördük. Nice namlu soğuttuk gecelerinde Palandöken’in. Aras artık kudurmuyor balıklarını kıyıya vurdu. Hezâl nenenin firûze fistanını hatırlardık bulutlar üzerimize çökünce. Şeyh Hüsameddin de yok ki birlikte ağlayalım. Arap Yaşar toprak oldu serazâd çığlıkları kaldı kulaklarımızda.

Şimdi bir derin bakış şehlâ gözlerden kalbimize süzülen çıplak bir dünyanın önünde diz çökmüş. Nefes kesen billur gökdelenler küstürdü güneşi. Beyaz melek elini çekti üzerimizden. Mor menekşe servi söğüt boyun bükmüş. Katran renkli bahçelere bıraktık elimizdeki son gülü. Nerede kaldı kalbimizi emanet ettiğimiz o âşık kahvehâneleri? Hangi yürek dayanır buna, hangi vicdan kaldırır bu viraneleri.

Geçti üzerimizden bir kâbus gibi rüyalarımızı emanet ettiğimiz cellat. Şimdi unuttuklarımızı siliyorlar kayıtlardan, alın size diyorlar; yüreğimizde açılan uçurum, yanaklarımıza süzülen yaş, avazımızdaki feryat...

Vermiyoruz kalbimizi, birlikte ağlamayı öğrendik:

Sabır ve dua aydınlatıyor içimizi.

Vedat AYDIN